‘70’lerin sosyal girişimiydik şimdi porselenin okuluyuz’

1960’ların Kütahya’sı… Şehrin ihtiyaçları çok. Gençler iyi bir lise eğitimi için başka kentlere gidiyor. Bugünlerde girişimci dediğimiz dönemin cesur müteşebbisleri bir yandan ticareti büyütmek bir yandan da Kütahya’yı daha iyi yaşanılabilecek bir kent yapmak istiyorlar. Böyle bir ortamda gelişiyor ‘halk fabrikasının’ hikâyesi… Anlatılanlara göre şehrin bir grup ileri geleni, “Biz bu kente bir şey yapalım ama ne?” diye arayışa girer. İçlerinden biri çıkıp, “Bir halk fabrikası kuralım. Bütün Kütahyalıların olsun” der. Öyle bir fabrika olmalı ki hem Kütahyalıya iş kapısı açılsın hem de kültür değişsin, şehir öne çıksın. Eğitimli, görmüş geçirmiş biri fikri daha ileri taşır; “Kütahya’da herkes yemeğini melamin tabaklarda yiyor. Neden porselen olmasın? Porselen pahalı. Biz üretirsek ucuz olur.”

Herkes birbirine sorar; “Sizin evde porselen var mı?” Kimsede yoktur. Hesaplar yapılır, 35 milyon lira gerekiyordur. Kütahya’nın tüm işinsanları bir araya gelmiştir ama o para yoktur. Dönemin hükümetine giderler. Fikri kabul ettirirler. Bankalar ortak olur projeye. Kütahya’nın tanınan kerestecilerinden Ali Güral ve yanında erkek sanat okulundan yeni mezun olmuş oğlu Nafi Güral grubun en heveslilerindendir. Kütahya esnafının hayal ettiği halk fabrikası, Kıbrıs olaylarıyla hedeflediğinden biraz fazla beklemiş olsa da harekâtın ardından 1974’te temelleri atılarak gerçeğe dönüşür.

FABRİKA VAR ELEMAN YOK

Kütahya Porselen’in dönemin sosyal girişimi olarak imece usulü kurulan fabrikası büyük emeklerle tamamlanır ama üretim için önemli bir sorun vardır: Porselen işini bilen ustalar yoktur. İnsan olmadan bina ne işe yarar? O dönemde genç bir iş insanı olan Nafi Güral, bu durumu şöyle anlatıyor: “Fabrikanın ortaklarından biri de Sümerbank’tı. Onlardaki mühendislerden yararlanalım dedik. Bize bir kadro verdiler. Genel müdürümüz dahil 15-20 kişilik kadroyla çalışmaya başladık. İnsanın ne kadar önemli olduğunu en baştan gördük. Ve her zaman iyi yetişmiş yeteneklerin sürdürülebilirliğini ilk sıraya koyduk.”

Nafi Güral, 1983’te şirketin yönetim kurulu başkanı olduktan sonra da eğitimi hep ön planda tuttuklarını anlatıyor. “Ülkenin zor yıllarıydı. Bir borç almıştık. Tüm ortaklara bir proje sundum, hisselerini bana satmalarını önerdim. Babam bunu çok istemedi, ‘Vazgeç bu sevdadan’ dedi. Vazgeçmedim. Bankalar da hisselerini bize satınca ana hissedar olduk. Sonunda porselen fabrikamız başarılı oldu. Ben hayal kurarım ama doğru hesap yaparım, hep doğru çıkar.”

Nafi Güral

GENÇLER KÜTAHYA’DA KALMAK İSTEMİYOR

Kütahya Porselen’den NG Group’a dönüşme sürecinde ailenin düsturlarından birinin “Eğitim şart” olmasının arkasında bu hikâye var. “Kütahya Porselen faaliyete başladığında İstanbul Porselen ve Yarımca Porselen vardı. Sonra onlar devam etmek istemediler. Piyasada tek kaldık. O nedenle Kütahya Porselen Türkiye’de porselen işinin de okulu oldu. Gençlere bu işi öğrettik. Şu anda da elemanlarımızı kendimiz yetiştiriyoruz” diyen Güral, bir yandan da zorlandıklarının altını çiziyor. Neden zorlanıyorlar? Yanıt birçok Anadolu kentiyle benzer: “Çünkü gençler Kütahya’da kalmak istemiyorlar. Sosyal yaşantı istiyorlar. Biz bunları aşmaya çalışıyoruz.”

Nafi Güral’ın bahsettiği sosyal yaşantı talepleri, bugün işsizlik gerçeğiyle bir araya geldiğinde daha geniş çerçeveli projeler üretmek gerekiyor. NG Group’ta bunun için sürekli yeni çalışmalar var. Örneğin makine fabrikası bünyesindeki Robot Akademisi bunlardan biri.

Güral, “Çalışanlarımıza burada eğitim veriyoruz. İsteyenler dışarıdan da gelebiliyor. Emek yoğun işlerde hataları giderecek yapay zeka yatırımları yapıyoruz. Ayrıca porselen işinde çok iyi tesisler var. Birçok elemanın yetişmesine vesile olduk. Bir okul olduk” diye anlatıyor çalışmaları.

GÜNEŞ PANELLERİNİ ARAŞTIRIYORUZ

Nafi Güral, işleri uzun süredir yeni jenerasyona devreden bir patron olarak, torunlarından gururla bahsediyor: “Artık Avrupa’da tanınıyoruz. Avrupa’ya her gün 250 kamyon yükleniyor. Şimdi grubun yeni alanlarda büyümesi lazım. Enerji işi öne çıkıyor. Ama sürdürülebilir olanı. Bütün fabrikaların çatıları güneş paneli. Bir torunum ABD’de öğrenci. Orada güneş enerjisiyle ilgili saha araştırmaları yapıyor. Güneş gezegen için çok önemli.”

DEPREMZEDE ÇOCUKLAR İÇİN 5 MİLYON TL

Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından birçok şirket gibi NG Group da bölgeye yönelik dayanışma hareketinin içinde yer aldı. Grubun sosyal sorumluluk projelerinde öne çıkan eğitim, deprem desteklerinde de ilk sıradaydı. Nafi Güral Vakfı aracılığıyla depremzede çocukların eğitim harcamalarında kullanılabilmesi için 5 milyon TL’lik fon oluşturuldu. Ayrıca Hatay’da 250 konteyneri depremzedelerin barınma ihtiyacı için AFAD’a gönderdiklerini belirten Nafi Güral, bunun devamının da geleceğini söylüyor. Güral, “Deprem hepimizin kalbinde büyük yaralar açtı. Ülkece çok büyük sınavdan geçtik. Kızılay Gülsüm Güral Anaokulu’nu da depremzede çocuklara açtık” diyor. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir