“`html
ABD’nin Latin Amerika’daki Müdahale Tarihi
ABD’nin uluslararası ilişkiler tarihindeki darbe pratikleri, Latin Amerika bölgesinde de pek parlak bir geçmişe sahip değil…
ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’ya yönelik kapsamlı bir saldırı başlattığını ve Maduro ile eşinin ülkeyi terk ettiğini açıklamasının ardından, bölgede gerilim yükselmeye başladı. Bu durum, ABD’nin Latin Amerika’daki müdahaleci geçmişini yeniden gündeme taşıdı.
Monroe Doktrini: ABD’nin Dayanağı
ABD’nin Güney Amerika, Orta Amerika ve Karayipler’deki politikaları, dönemin ABD Başkanı James Monroe’nun 1823 yılında Avrupa güçlerine yönelik duyurduğu Monroe Doktrini’ne dayanmaktadır. Bu doktrin, Batı Yarımküre’nin işlerine müdahale etmekten kaçınmalarını istemektedir.
Monroe’yu izleyen ABD başkanları, bu doktrini kullanarak bölgedeki müdahale edici yaklaşımlarını meşrulaştırmaya çalıştı. 19. yüzyılın sonlarına gelindiğinde, ABD, sol eğilimli hareketlere ve Sovyet etkisine karşı koyabilmek için kendi sınırlarına yakın ülkelerde askeri müdahalelere başvurur hale geldi.

Guatemala, Nikaragua, Honduras ve Panama’daki Müdahaleler
1954’te, ABD, Guatemala’da dönemin seçilmiş Devlet Başkanı Jacobo Arbenz Guzman’ın görevden alınmasına yardımcı oldu. Arbenz’in Washington merkezli şirketleri etkileyebilecek tarım reformu girişimleri, Soğuk Savaş döneminde ABD yönetimini endişelendirmişti.
Eski Başkan Dwight Eisenhower döneminde, Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA), Guzman’ın devrilmesine ve Carlos Castillo Armas liderliğindeki ordu destekli hükümetin kurulmasına katkıda bulunan bir darbe gerçekleştirdi. Bu darbe, Guatemala’da 36 yıl süren iç savaşa yol açarak yüz binlerce insanın hayatını kaybetmesine sebep oldu.

Nikaragua: ABD’nin En Uzun Süreli Müdahalesi
Nikaragua, ABD’nin en uzun süreli müdahale deneyimlerinden birine ev sahipliği yaptı. 19. yüzyıl ortalarından 1930’lara kadar, ABD askerleri Nikaragua’ya sık sık müdahale ederek Somoza ailesinin yaklaşık 40 yıl boyunca ülkeyi “diktatörlük” tarzında yönetmesine destek verdiler.
Bunun yanı sıra, ABD kuvvetleri, 1900’lerin başlarında Amerikalı tarım şirketlerini korumak amacıyla Honduras’a da birçok kez müdahalelerde bulundu. Bu müdahalelerin, Honduras’taki sivil yönetimi zayıflatarak ordu kontrolünü artırdığına inanılmaktadır.
ABD Başkanı George H. W. Bush döneminde, 1989 yılında Panama’ya yapılan askeri müdahale sonucunda, dönemin lideri Manuel Antonio Noriega devrilmiştir. Noriega, uyuşturucu ticareti suçlamaları ile ABD tarafından hedef alınmış, sonrasında Fransa’da hapse girmiştir.

Küba, Haiti ve Grenada Üzerine Müdahale Girişimleri
Küba ile ABD arasındaki diplomatik ilişkiler, 1959’da Fidel Castro’nun Washington’ın desteklediği Fulgencio Batista rejimini devirmesiyle bozulmaya başladı. Eski Başkan John F. Kennedy döneminde, 1961’de, Castro’yu devirme girişimi olarak başlatılan Domuzlar Körfezi Çıkarması başarısız oldu ve bunun ardından Küba, Sovyetler Birliği ile daha yakın ilişkiler kurmaya başladı.
Haiti’de de, ABD’nin 1915-1934 yılları arasında gerçekleştirdiği işgaller, ülkedeki iç savaşları derinleştirdi. 1991 yılında Jean-Bertrand Aristide’nin devrilmesi sonrası, “demokrasiyi korumak” amacı ile 1994’te yeniden müdahale gerçekleştirildi. Ancak bu müdahale sonrasında, uluslararası baskı ve dış güçlerin etkisi ile Aristide görevinden ayrılmak zorunda kaldı.
Grenada ile ilgili olarak, 1983 yılına gelindiğinde, ABD, sosyalist Maurice Bishop’un liderliğindeki hükümeti devirmek amacıyla burada askeri müdahale başlattı. Ronald Reagan liderliğindeki bu girişim, adadaki gerilimleri de artırmıştır.

Dominik Cumhuriyeti: Bir Diğer Müdahale Hikayesi
1960’larda Dominik Cumhuriyeti’nde, ordunun Devlet Başkanı Juan Bosch’u devirerek kontrolü ele geçirmesi, iç savaşın patlak vermesine neden oldu. Dönemin ABD Başkanı Lyndon Johnson, bu durumu “yeni bir Küba” riskine benzeterek, bölgeye asker gönderdi.
ABD’nin müdahalesi sonrası iç savaş sona erdi ve 1966’daki seçimi muhafazakar Joaquin Balaguer kazandı.

Güney Amerika’daki Diğer Müdahale Örnekleri
Uzmanlar, ABD’nin Güney Amerika’daki müdahalelerinin, doğrudan askeri işgallerden daha çok gizli operasyonlar ve diplomatik baskılar yoluyla yürütüldüğünü belirtmektedir. 1970’lerde Şili, Arjantin, Uruguay gibi ülkelerde desteklediği askeri yönetimler, “Condor Operasyonu” ile kıtada muhalifleri hedef almıştır.
ABD’nin, 1970-1973 yılları arasında Şili’deki sosyalist lider Salvador Allende’nin hükümetini zayıflatmak için yürüttüğü gizli operasyonlar, sonunda bir darbeyle Allende’nin devrilmesine yol açmıştır.
Brezilya’da ise 1964 yılında, ABD desteğiyle gerçekleşen darbe, ülkedeki yönetimin değişmesine neden olmuştur. Bolivya’da da benzer müdahalelerle darbeci askeri yönetimlere destek verilmiştir. Özellikle, 1967’de Che Guevara’nın yakalanması ve infazı, ABD’nin bölgedeki etkisinin somut örnekleri arasında yer almaktadır.

“`