“`html
Dikkat çekici bu zarif yapıya göz atın. Çoğu insanın sinirbilimle tanıştığı ilk terimlerden biri olan nöron, aslında uzun yıllar boyunca varlığından haberdar olmadığı bir yapıdır. Nöronların ilk tanımı, 1889 yılında Santiago Ramon Cajal tarafından ortaya konuldu. Bu gösterim, modern sinirbilim alanına önemli bir katkıda bulunmuştur. Şimdi bu keşfin arka planına kısa bir göz atalım. 1830’larda Alman bilim insanları, canlıları oluşturan temel birimlerin hücreler olduğunu savunan bir “hücre teorisi” geliştirdiler. Ancak o dönemde sinir sisteminin karmaşıklığını anlamak için yeterli teknolojiye sahip değildik. Bu nedenle bu teorinin sinir sistemine nasıl uygulanacağı konusunda belirsizlikler mevcuttu. Bazı bilim insanları, diğer organlar gibi sinir sisteminin de hücrelerden oluşmasını bekliyordu, diğerleri ise sinir sisteminin karmaşık bir doku ağı olduğunu öne sürüyordu.
Nöron doktrini; sinir sisteminin temel yapıtaşları olan uzmanlaşmış hücreler, yani nöronların özelliklerini tanımlayan yirminci yüzyılın başında şekillenen bir anlayıştır. Nöron doktrini, o dönemde sinir sisteminin yapısına dair iki ana teoriden biriydi. Nöron doktrinini savunanlar, sinir sisteminin ayrı hücresel birimlerden meydana geldiğini savunurken, alternatif bir görüş olan retiküler teori savunucuları, sinir sisteminin sürekli bir hücre ağı oluşturduğunu iddia etti. 1873’te Camillo Golgi, siyah reaksiyon adı verilen bir teknik geliştirdi; bu yöntem sinir hücrelerini daha iyi gözlemleme imkanı sağlayarak nöron yapısının incelenmesini mümkün kıldı. Daha sonra Santiago Ramón y Cajal, bu teknikle sinapsların varlığını kanıtlayarak nöron doktrinini destekledi. Nöron doktrininin kabul edilmesi, nöronların birbirine bağlı bir ağ oluşturmak yerine, bağımsız hücreler olarak işlev gördüğünü ortaya koydu.
Mikroskop teknolojisinin ve kimyasal boyama tekniklerinin ilerlemesi, sinir sisteminin karmaşıklığını aşama aşama çözmeye başladı. Camillo Golgi’nin geliştirdiği “siyah tepkime” boyama yöntemi, önemli bir adım olmuştur. Bu yöntemde sinir dokusunun potasyum bikromat ve amonyak ile sertleştirilip gümüş nitrata batırılması sağlanır. Bu işlem, nöronların belirgin bir şekilde görüntülenmesini sağlayarak, detaylı incelemeler yapılmasına imkan tanır.
Cajal’ın Doku Örnekleri Üzerindeki Çalışmaları
1880’lerde İspanyol bilim insanı Santiago Ramon y Cajal, Golgi’nin boyama tekniğini uygulayarak pek çok hayvandan alınan doku örneklerini karşılaştırdı. Cajal, doku örneklerini iki kez solüsyona batırarak daha koyu bir renklendirme gerçekleştirdi ve bu sayede nöronları daha ayrıntılı bir şekilde gözlemleyebildi.
Cajal, 1889 yılında beynin hücrelerden oluştuğunu duyurarak Nöron Doktrini fikrini ortaya koydu. Bu yaklaşıma göre; sinir sisteminin yapı ve işlevsel birimleri nöronlardır. Bu çalışmaları sonucunda Cajal ve Golgi, 1906’da Nobel Fizyoloji ve Tıp Ödülü’nü paylaştılar. Golgi, nöronları keşfetmeye yardımcı olan bir yöntem geliştirmiş olmasına karşın, ironik bir şekilde hâlâ sinir sisteminin sıralı ağlardan oluştuğunu savunmaya devam etti. Bu durum, Cajal’ın modern sinirbilimin babası olarak tanınmasına zemin hazırladı.
Vücudun Mesaj Taşıyıcıları
İnsan beyninde, yüzlerce hatta binlerce çeşit nöron bulunmaktadır. Bu nöronların şekilleri, boyutları ve özellikleri oldukça farklılık gösterir. Fonksiyonlarına göre; duyu nöronları, ara nöronlar ve motor nöronlar olmak üzere genel olarak üç gruba ayrılır. Duyu nöronları, duyu organlarından gelen bilgileri beyne iletme görevini üstlenirken, motor nöronlar organlara ve kaslara sinyal gönderir. Ara nöronlar ise belirli noktaların köprü görevi görerek bilgi aktarımını sağlar.
Tüm bu çeşitliliğe rağmen, nöronların ortak bazı temel özellikleri ve belirli işlevleri bulunur. Her bir nöronun kendine özgü görevleri olan belirli kısımları vardır; bunlar genellikle üçe ayrılmaktadır:
Dendrit: Yunanca’da “ağaç” anlamına gelen dendritler, hücre gövdesinden uzanan dallardır. Nöronların bilgi alım birimleri olan dendritler, diğer hücrelerden gelen sinyalleri işleyerek hücre gövdesine gönderir.
Hücre Gövdesi/Soma: Dendritlerden alınan sinyalleri işleyerek çıktı üreten bu yapı, hücre işlevlerini sürdüren ve içinde DNA barındıran çekirdek ile birlikte bulunur.
Akson: Aksonlar, nöronun farklı bölümlerinden çıkan sinyalleri taşıyan liflerdir. Aksonun baş kısmında elektrik sinyalleri oluşur; bu sinyaller daha sonra diğer hücrelere iletilmek üzere hücre gövdesinden taşınır. Aksonun uç kısmında terminaller bulunur, bu noktalar nörondan çıkan bilgileri hedef hücrelere gönderir. Günümüzde, bu impulsların nöronun farklı bölümlerinden her iki yöne de iletilebildiği tespit edilmiştir.
Son Derece Organize Bir Yapı
Nöronlar, beyincikte yaklaşık %50 oranında yoğunlaşmıştır. Bu bölgede, katmanlar halinde düzenlenmiş hücreler bulunur. Beynin bu kısmında iki tür hücre vardır ve bu durum nöron çeşitliliğini ortaya koyar. Purkinje nöronları, beyin içerisinde bulunan en uzun hücre tipidir. Diğer taraftan, granül hücreler en küçük tür olarak dikkat çeker. Bu hücreler, hücre gövdesinden ikiye ayrılan ince bir liften oluşmaktadır. Granül hücreler, Purkinje hücrelerinin dendritlerine ulaşmak için dikey yönde hareket eder. Bir Purkinje hücresi, yaklaşık 250 bin granül hücresinin lifleri ile bağlantı kurar.
Serebral korteks de farklı katmanlardan oluşur ve her bir katmanın düzenli bir nöron yapısına sahiptir. Her katmanın en dış kısmında bulunan hücreler piramit şeklindedir ve kendine has düzenleri ile dikkat çekerler. Yapısal değişkenlik gösterse de genel hatları ile tüm piramit hücreleri, zengin dendrit yapısına sahiptir.
19. yüzyılın sonlarına doğru bilim insanları, nöron doktrini adını verdikleri bir teoriyi geliştirerek, hücre teorisini destekleyen, ancak sinir hücrelerine özgü özellikleri detaylandıran bir anlayış oluşturmuşlardır. Hücre teorisi, hücrelerin yaşamın temel yapı taşları olduğunu belirtmektedir. Botanikçi Matthias Jakob Schleiden ve zoolog Theodor Schwann tarafından 19. yüzyıl ortalarında gerçekleştirilen çalışmalar, bu teorinin üç ana ilkesini oluşturmuştur: Hücre, yaşamın temel birimidir; tüm canlılar bir veya daha fazla hücreden oluşur ve tüm hücreler canlı hücrelerden türetilir.
Ancak hücre teorisinin sinir hücrelerine uygulanması karmaşık bir durum oluşturdu. Sinir dokusu, nöronların dallanma özellikleri nedeniyle diğer dokularla yapısal farklılıklar gösteriyordu. Bilim insanları nöronları ayırt etmekte zorlandılar; çünkü akson ve dendritler tek bir birim olarak ortaya çıkıyordu. Aksonlar, sinir uyarılarını taşıyan ince uzantılardır; dendritler ise çevreden gelen sinyalleri toplayan dallanmış yapılar olarak işlev görmektedir.
Sinir dokusunun karmaşık yapısı, nöronların mikroskop altında incelenmesini Golgi’nin siyah reaksiyonu geliştirilene kadar zorlaştırdı. Bu teknik öncesinde bilim insanları, nöronları gözlemlediklerinde sadece hücre gövdesini görebiliyorlardı; ancak dendrit ve aksonlar arasındaki ayrımı yapamıyorlardı. O zamanlar, bu uçların işlevleri ve neden var oldukları konusunda belirsizlikler vardı. Nöronların yapısını tam olarak anlayamamak, bilim insanlarının nöronların bağımsız mı yoksa birbirine bağlı mı çalıştığını değerlendirmelerini engelledi.
Siyah reaksiyon tekniği geliştirilmeden önce, bilim insanları nöronları incelemek için kullandıkları yöntemlerle nöronların tam olarak görünmesini sağlayamamışlardı. 1863 yılında Almanya’nın Bonn şehrinde sinir bilimci Otto Friedrich Karl Deiters, nöronların gözlemlenmesini sağlayan bir teknik geliştirdi. Deiters, nöronları renklendirmek için genellikle karmin isimli bir boya kullanarak ve sonrasındaki işlemleri gerçekleştirerek nöronların görünürlüğünü artırmaya çalıştı. Ancak Deiters’in yöntemi, nöronları mikroskop altında birbirinden ayırmayı gerektiriyordu ve bu genellikle hücresel uçların hasar görmesine neden oluyordu.
Deiters, elde ettiği bulguları nöronların ayrıntılı çizimlerini yaparak kaydetti; ancak bu çizimleri yayımlamadan önce tifüse yakalanarak 5 Aralık 1863’te hayatını kaybetti. Deiters’in nöron tasvirleri, hücre gövdesini ve onun zayıf uzantılarını; dendrit ve aksonları içeriyordu. Nöronların ince yapısını gözlemleme zorluğu nedeniyle aksonun kırılması, onların yapısını yeterince incelemeye olanak sağlamadı. Deiters’in çizimleri daha sonra yayımlandığında, bazı kişiler retiküler teoriyi desteklemek için kullanıldı.
Hazırlayan: Sultan Kaya
Kaynaklar
Costandi, M. (2013). 50 Human Brain Ideas You Really Need To Know, Londra: Quercus.
https://www.brainpickings.org/2017/02/23/beautiful-brain-santiago-ramon-y-cajal/
Santiago Ramon y Cajal ve Nöron Doktrini makalesi ilk olarak Sinirbilim platformunda yayımlandı.
“`
